The Harbingers of the 1768–1774 Ottoman-Russian War: The Balta Incident (In the Light of Pierre Ruffin’s Diary)
- Authors: Birinci O.1, Paşaoğlu D.D.1
-
Affiliations:
- Karadeniz Technical University
- Issue: Vol 12, No 3 (2025)
- Pages: 16-41
- Section: History and Modernity
- Published: 15.09.2025
- URL: https://journal-vniispk.ru/2313-612X/article/view/380942
- DOI: https://doi.org/10.22378/kio.2025.3.16-41
- EDN: https://elibrary.ru/BJMAVR
- ID: 380942
Cite item
Full Text
Abstract
The aim of our study is to examine the events that led to the 1768–1774 Russo-Turkish War through the perspective of Pierre Ruffin, a French diplomatic translator stationed in Bakhchisarai, the administrative center of the Crimean Khanate and located close to the Khan himself. By doing so, the study seeks to accurately depict how these events were perceived on the Crimean Khanate's side, how the state officials reacted, and the tense period that followed, ultimately culminating in the war.
During the occupation of Poland, Poles fleeing from advancing Russian and Cossack troops sought refuge in the city of Uman, located within the borders of the Crimean Khanate, in July 1768. The aforementioned troops attacked Uman and massacred its inhabitants. Those who managed to escape took refuge in the town of Balta, part of the Crimean Khanate. However, the marauders pursued them and burned down Balta. Russian forces then advanced into Ottoman territory as far as Bender, killing the Janissaries stationed there as well. While the events at Balta, which the Ottoman Empire considered a casus belli, did not appear extensively in Ottoman archival records beyond the declaration of war, Ottoman chronicles of the time mentioned them only briefly as causes of the war, without providing details and often conveying contradictory information. The lack of local sources recounting the Balta incidents from the Crimean Khanate’s perspective, highlights the value of the 1768 diary written by Pierre Ruffin, the French diplomatic translator in Bakhchisarai at the time.
This study is a qualitative research project that analyzes and evaluates the Balta incidents which led to the 1768–1774 Russo-Turkish War in light of historical sources. Using document analysis (Content Analysis), a method of qualitative research, raw data were collected from archival records, chronicles, manuscripts, diplomatic correspondence, and other historical documents from the Ottoman Empire, the Crimean Khanate, France, Russia, and Poland. These data were systematically analyzed and interpreted through an inductive approach.
Keywords
Full Text
Giriş
Lehistan Kralı’nın 1763 yılında ölmesi üzerine başlayan tartışmalar, 1764’te Rus destekli Stanislav Poniatowski’nin kral seçilmesi ile artarak devam etmiş, 1767 yılında ise iç savaşa evrilmiştir. Osmanlı Devleti, sürecin başından beri Eflak, Boğdan ve Kırım yöneticilerine emirler göndererek Lehistan’daki meselelere herhangi bir müdahalede bulunmamalarını tembihlemiştir [29, s. 73]. Ancak söz konusu mesele ilerleyen yıllarda iç savaşa dönüşmüş süreçte başlayan göçler dolayısıyla Kırım Hanlığı’nı doğrudan ilgilendirmiştir. Haziran 1767’de Kırım tahtına çıkan Maksud Giray Han, Lehistan’dan doğru haber almak için güvendiği bir adamını Varşova’ya göndermiş, Rusların askerî faaliyetlerini öğrenip Babıâli’ye iletmiştir. Lehistan’dan gelen söz konusu haberler Babıâli’de görüşülmüş ve İstanbul’da bulunan Rus maslahatgüzarı Obreskov Babıâli’ye çağrılmıştır. Devlet erkânı, Lehistan’daki çatışmaların kaynağı olarak gördüğü Rus askerî varlığının bir an önce sonlandırılmasını istemiş, Rusya’ya bu minvalde bir nota verilmiştir [12, s. 281–282].
Osmanlı Devleti, meseleye tepkisini diplomatik yollarla göstermeye çalışmıştır zira yaklaşık otuz yıldır devam eden barış dönemini bozmak istememiştir. Barışın devamlılığını kendi çıkarlarına uygun görmektedir. Olayların odak noktasında bulunan Maksud Giray Han, başlangıçta Babıâli’nin engeline takıldığı için herhangi bir hamle yapamamıştır. Ancak Ekim 1767 itibariyle Fransa Devleti’nin Kırım konsolosu olarak göreve başlayan Baron de Tott, Han’ı Lehistan konusunda Osmanlı Devleti’nden bağımsız bir politika izlemeye teşvik etmiştir. Görevinin ilk günlerinden itibaren Tott’u yakın çevresine dâhil eden Maksud Giray Han, özel sohbetlerinde sık sık Lehistan’da yaşanan olaylara ve Avrupa devletlerinin mevcut durumlarına dair onun bilgilerine başvurmuştur [31, s. 76–79]1.
Balta Hadisesi
Şubat 1768’de Lehistan’da Diyet Meclisi toplanmış, Liberum veto2 usulünün kaldırılması, Ortodoks Lehliler ile Katolik Lehlilerin aynı haklara sahip olması kararlaştırılmıştır. Rus baskılarıyla yapılan bu düzenlemeler ülkedeki Katolik muhalefeti kışkırtmış, ülke içindeki çatışmaları alevlendirmiştir. Katolik milliyetçiler, Rusların Lehistan’dan atılması için bir heyet oluşturmuşlardır. Bar şehrinde kurulup, Bar Konfederasyonu adını alan bu heyet, Ruslara karşı silahlı mücadeleye girişmiş ve Kral Poniatowski’nin tahttan indirilmesini gaye edinmiştir [32, s. 360].
Bar Konfederasyonu, Şubat 1768’de Kırım hanı Maksud Giray Han’a gönderdiği elçi Makowitski ile Kırım Hanlığı’ndan ve Osmanlı Devleti’nden askerî yardım talep etmiştir. Babıâli’den olumlu bir cevap gelmeyince Kırım hanı da yardım sözü verememiş, dolayısıyla elçi eli boş bir şekilde Bahçesaray’dan ayrılmıştır [6, s. 24–27]. Ancak Rus Dışişleri Bakanı Panin’den İstanbul maslahatgüzarı Obreskov’a gelen 12 Mayıs 1768 tarihli mektupta, Bar Konfederasyonu birliklerine yapılan bir operasyon sırasında Ahmet adında bir Tatarın yakalandığını bildirilmekteydi. Zikrolunan Tatar, Rus birlikleri tarafından sorguya çekilmiş, Bar Konfederasyonu birlikleri arasında beş yüz civarı Lipka Tatarının bulunduğunu itiraf etmiştir. Zikrolunan haber, Babıâli’ye sorulmak üzere Rus maslahatgüzara iletilmiştir [25, s. 83].
Rus Dışişleri Bakanı Panin, Varşova’daki Rus elçisi Repnin’e gönderdiği 9 Haziran 1768 tarihli mektubunda, Rus Albay Weissman’ın, Hotin ve Yaş yöneticilerini tehdit ettiğini bildirmekteydi. Panin, İstanbul maslahatgüzarı Obreskov’a gönderdiği aynı tarihli mektubunda Albay Weissman’ın komutanlıktan uzaklaştırıldığı ve cezalandırıldığını ifade etmiş, Babıâli’ye bu konuda bilgi vermesini istemiştir [25, s. 92–94].
Bar şehrinin 20 Haziran 1768’de Rus birlikleri tarafından ele geçirilmesi üzerine Lehistan’dan kaçan Katolik Lehliler, daha güvenli olduğu gerekçesiyle sınır tarafında bulunan Uman3 adındaki şehre sığınmışlardır. Bu esnada, Ukrayna’da isyan etmiş olan kossak Maksim Zeleznyak idaresindeki haydamak4 çeteleri Rus İmparatoriçesi II. Katerina’nın emriyle Katolik muhalifleri baskı altına almışlardı. Haydamak birlikleri çoğu yerde büyük Yahudi ve Katolik katliamı gerçekleştirmişlerdir. Katolik Lehlilerin Kırım sınırlarına iltica ettiklerini gören haydamaklar, Rus birlikleri ile bir olup Lehlileri sığındıkları Uman kalesinde kuşatmışlardır [3, s. 855].
Haziran 1768'de Potkalı Kossakları’nın5 barışa aykırı bir şekilde Aksu (Bug) Nehri çevrelerinde görülmesi Yedisan Seraskerini harekete geçirmiştir. Yüzden fazla askerden oluşan kossak birliğinin başbuğlarına bir adamını gönderen Serasker, burada bulunmalarının sebebini sormuştur. Kossak başbuğu, Leh boyarlarını itaat altına almak gayesiyle Rus İmparatoriçesi II. Katerina tarafından gönderildiklerini ve Tatarların asi boyarlara sahip çıkmasını engellemekle görevlendirildiklerini ifade etmiştir. Serasker bunun üzerine Balta6 Voyvodası olan Yakup Ağa’ya7 bir mirza ile yirmi asker göndermiş, kossak birliğinin durumundan haberdar etmiştir. [23, s. 20–22]. Maksim Zeleznyak komutasındaki haydamakların ve Rus biriklerinin Uman kalesindeki kuşatması devam etmekteydi. Rus Generali Gonta, kossak lideri Zheleznyak'tan aldığı tavsiye üzerine şehrin valisi Pavel Mladanoviç'e bir mektup yazmış, şehri teslim etmesi halinde kendisini lider olarak tanıyacağını bildirmiştir. Vali Mladanoviç, söz konusu Katolik Leh sığınmacıların istedikleri yere kaçmalarına dair söz alarak kaleyi Rus generaline teslim etmeyi kabul etmiştir. Vali Mladanoviç teklifi kabul etse de şehirdeki çoğunluğu oluşturan Yahudi halk, kalenin teslim edilmesine karşı çıkarak silahlanmaya devam etmişlerdir. Şehirdeki rahipler, öğrenciler ve ileri gelenler şehir surlarının önünde toplanıp şehri terk etmeyerek canları pahasına savunacaklarını bildirmişlerdir [15, s. 10–11; 23, s. 22–23].
Vali Mladanoviç, 4 Temmuz 1768 Pazartesi günü Teğmen Markovski’ye şehrin kapılarını açmasını emretmiş ancak teğmen emri yerine getirmemiş aksine şehrin dışındaki düşmana ateş etmeye başlamıştır. Kenti teslim alamayan Rus Generali Gonta, surları bombalama emri vermiş, ardından birlikler şehre girmiştir. Hayatta kalmaya çalışanlar Havrada toplansalar da Haydamak topçuları Uman Yahudilerinin savundukları sinagogları ateş altına almış, binlerce Lehistanlı, din adamı ve Yahudiyi kaleden çıkamadan katletmişlerdir. Uman kalesinden kurtulabilenler ise çareyi Balta Kasabası’na sığınmakta bulmuşlardır [15, s.13; 10, s. 11]8.
Leh boyarları Balta Kasabası’na ulaşıp Kırım Hanı’na iltica edince kasabanın voyvodası Yakup Ağa tarafından kabul edilmişlerdir. Kendilerine konak ve tayınları9 verilmiştir. Yakup Ağa, Moskov askerinin peşlerine düştüğünü belirten boyarlara Boğdan sınırına doğru kaçmalarını söylemiştir. Ancak Moskov askerinin Balta’ya yaklaştığı haberi gelince haremini Tombasar kasabasına göndermiş, kendi ise askerlerini toplayıp konağında savunma hattı kurmuştur. Moskov Generali, iki saat sonra bir adamını Yakup Ağa’ya gönderip firarileri istemiş, üç gün içinde teslim etmez ise kendi gücüyle alacağını belirtmiştir. Yakup Ağa, teklife çok hiddetlenmiş, Moskov Generaline sert bir cevap göndererek Moskov İmparatoriçesi Katerina ile aralarında barış varken mühlet vermenin münasebetsiz olduğunu belirtmiştir. Firarileri teslim etmesi için yalnızca Kırım Hanı tarafından emir alacağını bildirerek generalin teklifini reddetmiştir. Yakup Ağa’dan ret cevabı gelince Moskov generali harekete geçmiş, önce Lehistan’daki Balta kasabasına ardından Kırım Hanlığı’na ait Balta kasabasına saldırmış, yağma ve talan ile binlerce insanı katletmiştir. Yakup Ağa bu sırada askerlerini de yanına alarak konağından çıkmış Bender'e doğru harekete geçmiştir. Rus ordusu Yakup Ağa'nın izini sürerek Bender sahrasına kadar gelmiş, burada Bender Kalesi'nin muhafızları olan yeniçeriler dâhil birçok insanı katletmişlerdir [23, s. 24–26]. Ardından Yedisan taraflarına yönelen Rus birliği burada bulunan Tatar kışlaklarını yağmalamıştır [31, s. 145]. Yedisan Seraskeri'nin emriyle toplanan mirzalar, Bahçesaray'a haber gönderip, kendi içlerinden seçtikleri birkaç mirzayı da keşif ve Han'a ait köyleri yağmadan korumakla görevlendirmişlerdir. Mirzalar Han'ın köylerine ilerleyen bir Moskov birliği ile karşılaşıp savaşmış ve Moskovları Lehistan'daki Balta Kasabasına kadar sürmüşlerdir. Ardından mirzalar General ile anlaşmak üzere Moskov tarafına bir adam göndermiştir. Her iki tarafın da birbirine üçer esir bırakması ve zararın Moskov Generali tarafından ödenmesi şartlarıyla anlaşma yapılmıştır. Ertesi gün sükûnet sağlanınca Yakup Ağa Balta'daki konağına geri dönmüş, ayrıca Moskov askerleri de Tatar rehineleri bırakıp geri çekilmişlerdir. Böylelikle Balta'da meydana gelen katliamın bilançosu ortaya çıkmış olup buna göre 8 müslüman, 700 reaya ve Yakup Ağa'nın bir kızı Moskov ve kossak birliklerince katledilmişlerdir [23, s. 45–49].
Kaynakların Yaklaşımlarına Göre Balta Hadisesi
Balta olayları çeşitli kaynaklarda farklı şekilde kaydedilmiştir. Ancak Osmanlı kronikleri bu konuda detaylı bilgi vermemektedir. Olaylar hakkında en detaylı bilgiler Ahmed Vâsıf Efendi tarafından kaleme alınan Mehasinü’l-Asar ve Haka’iku’l-Ahbar adlı eserde bulunmaktadır. Vâsıf Efendi’ye göre Leh cumhurundan bazılarının can ve ırzlarını kurtarmak için Osmanlı sınırına firar ettiklerinde, Rus birlikleri de firarilerin peşlerine düşerek İslâm sınırlarına girmişlerdir. Han hazretlerinin haslarından olan Balta kasabasına giren Rus birlikleri cephane, top ve tüfek ile İslâm ahalisini katletmişlerdir [24, s. 338]10.
Mustafa Kesbî’nin İbretnümâ-yı Devlet adlı eserinde, Bender muhafızı ve Bucak seraskerinden Kırım Hanı’na bir ulak gelip, Rus askerlerinin Kırım sınırındaki Balta ve Tombasar kasabalarına saldırdıklarını ve Müslüman ahaliyi kırdıklarını açıklayan bir mektup getirdiği ifade edilmektedir. Ancak Kesbî Efendi, saldırının sebebine dair herhangi bir bilgi vermemiştir [20, s. 73]11. Mustafa Kesbî’ye atfedilen ve Vekâyi adıyla anılan bir diğer eserde Balta olaylarının aynı kasabadaki bir meyhanede Moskov askeri ile yeniçeriler arasında çıkan bir tartışma sonucunda cerayan ettiği belirtilmektedir [21, s. 44]12. Ancak Vekâyi adlı eserde bahsedilen hadiselerin Balta olayları ile ilgisi yoktur. Nitekim meyhanede yeniçeriler ile Moskov askerleri arasında yaşanan olay Eylül 1768’de, Lehistan sınırları içerisinde bulunan Swanitz (İsvançe) adlı kasabada meydana gelmiştir [31, s. 171].
Alan Fisher, Balta’da herhangi bir olay yaşanmadığını, Rus ordusunun herhangi bir saldırı gayesi gütmeden yalnızca bu bölgeden geçmiş olduğunu zikreder [14, s. 80], ancak yerel tarihlere bakıldığında bu bilginin ehemmiyetinin bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Olayların yaşandığı dönemde İsmailiye kadısı olarak görev yapan Fındıklılı Şem’dânî-zâde Süleyman Efendi de kaleme aldığı Mür’i’t-Tevârih adlı eserinde Balta hadiselerinden bahsetmiştir. Buna göre Balta kasabasında yaşanan olaylar sabık hanlardan olan Kırım Giray tarafından tertip edilmiştir. Kırım Giray’ın hanlık makamına geldiği dönemde (1758’de) Balta Voyvodalığına görevlendirdiği Lipka Yakup, Maksud Giray Han döneminde görevine iade edilince, Kırım Giray kendisine gizlice haber göndermiştir. Kırım tahtına yeniden gelebilmek için Ruslara karşı bir sefer açılması gerektiğini bildirmiş ve Yakup Ağa’ya sınırda karışıklık çıkarmasını emretmiştir. Buna göre Yakup Ağa, Rusları Yahudilere karşı kışkırtırken, Balta’ya gelen Fransız Konsolos Baron de Tott13 da Tatarları Ruslar aleyhine kışkırtarak çatışmaların çıkmasına neden olmuşlardır [27, s. 111]14.
Uğur Demir’in Rus tarihçi Soloviev’den aktardığı bilgilere göre Yüzbaşı Shilo’nun komutasındaki bir kossak birliği Balta Kasabası’na gelip buradaki Yahudi ve Leh halkını katletmiş, bunu haber alan Türk ve Yahudiler de Balta üzerine yürüyerek intikam almak için Ortodoksları katletmeye başlamışlardır. Ardından Yüzbaşı Shilo’nun birliği Balta’ya geri dönmüş ve iki gün süresince çarpışmalar yaşanmıştır. Olayların sonucunda barış sağlanarak taraflar topraklarına dönmüş, ancak Türk tarafından yaklaşık 1800 kişi katledilmiştir [12, s. 288]. Uğur Demir söz konusu bilgileri Slovyev’e atıfla vermektedir. Slovyev’in kaynağı ise dönemin Rus diplomat yazışmalarıdır. Aynı yazışmalara atıfla bilgi veren bir başka Rus tarihçisi Smirnov ise, Balta’da gerçekleşen olayların, Kırım’da bulunan Fransız Konsolosu Baron de Tott tarafından uydurulduğunu ileri sürmektedir. Smirnov’a göre Tott, Balta Gümrüğü Reisi olan Yakup Ağa’yı satın alarak olaylar hakkında Babıâli’ye sahte bir rapor göndermesini sağlamıştır. [28, s. 530–531]. Oysa incelediğimiz aynı Rus diplomat yazışmalarında Balta’daki saldırıların Rus destekli Zaporojya kossaklarından bir grup haydut tarafından gerçekleştirildiği açıkça ifade edilmektedir. Hatta söz konusu bilgi bizzat Rus Dışişleri Bakanı Panin tarafından aktarılmaktadır [25, s. 132].
Bu süreci Bahçesaray’dan takip eden, Fransız konsolos Baron de Tott’un tercümanlığını yapan Pierre Ruffin’in kaleme aldığı günlüğündeki kayıtlara göre; Yedisan ve Kışla15 seraskerlerinden 5 Temmuz16 1768 tarihinde gelen mektuplar ile Yakup Ağa ve Yedisan seraskerinden 11 Temmuz 1768 tarihinde gelen mektuplar, Balta’da yaşanan olayları aktarmaktaydı [23, s. 26, 40]. Pierre Ruffin, günlüğünde ilk gelen mektupların Bahçesaray’a ulaştığı tarihi vermemekte, ancak 8 Temmuz 1768 tarihinde akşam yemeğini yediği esnada acilen ve gizlice Müftü Efendi’nin konağına çağrıldığını belirtmektedir. Ruffin, mektupların içeriğini bu esnada öğrenmiştir. Ayrıca Müftü Efendi, olaylar hakkında Baron de Tott’a birkaç soru sormak istemiş, sorularını Ruffin aracılığıyla Tott’a ulaştırmıştır. Ruffin evine dönünce Müftü Efendi’nin anlattıklarını ve sorularını Tott’a iletmiştir. Tott, olayları haber alır almaz bir mektup yazarak Fransa Dışişleri Bakanlığı’na bildirmiştir [23, s. 18, 27].
Müftü Efendi’nin Baron de Tott’a ilettiği sorulardan biri, “şimdiki halde ittifâk-ı cedîdin müttefiki olan Lehlüyân mağlûb ve mahkûm olub Moskov’a itâ‘at idüb Rusya Devleti’yle yekcihetde olub Osmanlı üzerine yürüyüş ider mi” şeklindeydi. [23, s. 26] Tott, Müftü Efendi’nin sorusuna şu şekilde cevap vermiştir;
“ittifâk-ı cedîdin müttefikleri Moskov’a muhâlif olmak üzre bir yere cem‘ olunub and içdikleri mukarrer olmağla damarlarında bir katre kan kaldıkça kendü serbestiyyetinin hıfzı uğruna dökecekleri emr-i bedîhîdir ve bir nefes canları vücûdlarında mevcûd oldukça konşularının refâhiyeti uğruna fedâ ideceklerinde şübhe yokdur lâkin Devlet-i Aliyye imdâd ve siyanetinden müttefikân-ı mezbûrânı nevmid ve mahrûm kılsa ve ‘ale’l-husûs mağlûb oldukları hâlde kendü toprağında melce ve me‘vâ virmez ise anlar be-hasbe’l-iktizâ Moskov’a eyvallâh idüb hâh ve nâ-hâh itâ‘at idecekleri muhakkakdır pes imhâl ve tevakkuf itmeyüb hemhudûd vefâdârınız olan Lehlülere imdâd itseniz sizinle birlik idüb Moskov’a karşu kalkaçaklarında iştibâh yokdur” [23, s. 70–71].
Balta olaylarının ardından Rus makamları 9 Temmuz 1768 tarihinde bir manifesto metni yayınlamıştır. Manifesto metninde, Bar Konfederasyonu’nun kendi ülkesindeki otoriteye karşı isyan ederek birçok yerde cinayetler işlediği belirtilmekteydi. Rus ordusuyla ortak hareket eden Zaporojye ordusunun bir kolunda bulunan kossak birlikleri Konfederasyon’un işlediği suçlardan cesaret alıp soygun, cinayet ve haydutluğa başlamışlardır. Rus makamları adına sahte emirler veren bu haydutlar, bu vesile ile köylülerden kendilerine taraftar toplamışlardır. Rus makamları, haydutların kendileri tarafından gönderilmediğini ifade ederek Lehistan’da ve Osmanlı sınırındaki tüm komutanlara, suçluların yakalanıp en ağır şekilde cezalandırılmaları yönünde emirler verdiklerini belirtmişlerdir [25, s. 103–104].
Rus Dışişleri Bakanı Panin, 12 Temmuz 1768 tarihinde Zaporojya ordusuna bir mektup göndermiştir. Panin mektubunda, Rus yönetiminin Zaporojya ordusuna karşı iyi niyet beslediğini, Rusya’ya itaat ettikleri sürece kendilerine karşı cömert davranılacağını belirtmekteydi. Zaporojya ordusunun içerisindeki bir grup haydutun Balta kasabasına yapılan saldırılara katılarak Zaporojya ordusunu karaladığını belirten Panin, zikrolunan haydutların belirlenip teslim edilmelerini ve en ağır şekilde cezalandırılmalarını emretmiştir. Rus Dışişleri Bakanı Panin, Rus ordusuyla ortak hareket eden Zaporojya birliklerine önem vermiştir. Bunun yanında diplomatik yollar ile Osmanlı Devleti’ni oyalayıp herhangi bir hamle yapmasını engellemek için Babıâli’ye göz boyayacak bir cevap vermesi de gerekmekteydi. Dolayısıyla olaylardan kısa süre sonra haydutların yakalanması ve cezalandırılmasını emretmiş, ancak görüldüğü üzere zikrolunan görevi yine Zaporojya birliklerinin kendilerine ihale etmiştir [25, s. 109–110].
Bu süreçte yaşanan olayları değerlendiren Baron de Tott ile Maksud Giray Han, 10 Temmuz 1768 günü bir araya gelmişlerdir. Han, Rus birliklerinin Balta’yı basarak kasabanın hetmanını öldürdüklerini17 ve Bender sahrasında bulunan yeniçerileri kılıçtan geçirdiklerini ifade ettikten sonra Rusların bu kadar ileri gideceklerini hiç ummadığını belirtmiştir. Han, alaycı bir tavırla “güzel Konsol Beğ ammâ bize medh eylediğin ittifâk-ı cedîdin gayreti ne oldu cümlesi kırılub nâ-bedîd oldu buna sözün var mı” sözleriyle Tott’a Bar Konfederasyonu birliklerinin akıbetini sormuştur. Tott Han’ın sorusuna “benim efendim bu semtlerde mevcûd olan müttefikler münhedim olub yıkıldı ise câ‘izdir lâkin yalnız bu havâlideki müttefikler mağlûb oldu ya Litvanya ve Krakov ve Podolya ve sâ‘ir yerlerde bulunan ittifâk-ı cedîdin âdemleri dahi sağ‘ sâlim durur” şeklinde cevap vermekteydi [23, s. 33]. Tott ayrıca,
“Moskov’un tabi‘atı ma‘lûm-u devletinizdir ihtimâldir ki bir karaltı göstermek zımnında bu tarafa gelmiş oldular Balta’ya gelüb bu misillü hareketleri ile tarafeyni havfa düşürür Moskov hîlebâzdır bu renk ile sen Tatarsın zinhâr zinhâr da‘vâsını bilmeyenin şâhidi olma fehvâsınca Lehlülere bir dürlü imdâd virme zîrâ anların işi bitdi deyü sizi korkudur ve yine sen Lehlüsün sakın olmaya ki Kırım Hânı tarafından vechen mine’l-vücûha müsâ‘ade ve mu‘âvenet me‘mûl kılasın biz vilâyetini basub istediğimize göre harâb itdik de yerinden kımıldanmadı katde kaldı ki senin güzel hatrın içün hareket ide deyü Lehlüleri tahvîf ider” [23, s. 34] sözleriyle, Rus birliklerinin gerçekleştirdiği saldırıyı Kırım Hanı ile Lehlilere karşı yapılan bir uyarı olarak gördüğünü ifade ederek, olaylar karşısındaki yorumlarını Han’a aktarmıştır.
İstanbul’daki Rus maslahatgüzarı Obreskov’dan Varşova’daki Rus Elçisi Repnin’e gelen 16 Temmuz tarihli mektupta, Osmanlı Devleti’nin Balta’da yaşananların ardından Hotin’den gelen haberler nedeniyle harekete geçtiği, Lehistan sınırlarına asker ve mühimmat gönderip, yirmi ila otuz bin kişilik bir Tatar birliği kurmayı planladığını bildirilmekteydi [25, s. 138]. Babıâli’nin hareketine bahs olan haberler Hotin ve Yaş yöneticilerinin maruz kaldığı Rus tehlikesiyle ilgiliydi. Balta olaylarının şaşkınlığı henüz atlatılmamışken, Bar Konfederasyonu üyelerinin izlerini süren Rus generali Weissman, Hotin ve Yaş şehirlerinin yöneticilerine mektup yazarak tehdit etmiş, Lehlilere sahip çıkacak olur iseler askerleriyle birlikte gelip şehirlerini basacağını ve zor kullanarak Lehlileri geri alacağını bildirmiştir [23, s. 55; 25, s. 142].
Babiali, Zaporojya kossakları tarafindan Balta kasabasında yapılan soygun ve katliam hakkında Kırım Hanı’dan bir açıklama yapılmasını istemiştir. Rus Dışişleri Bakanı Panin, Varşova’daki Rus elçisi Repnin’e, Kırım Hanı’na olaylar hakkında bilgi vermesini emretmiştir. Buna göre Repnin’den, gerçekleri ortaya koyduktan sonra, Babiali ile her zaman iyi komşuluk ve dostluk içinde kaldıklarını belirtmesi ve aralarındaki barış antlaşmasının korunacağı konusunda Kırım Hanı’na güvence vermesi istenmiştir. Ayrıca Kiev Generali Voeikov’a da aynı şekilde Kırım Hanı’na bir ulak gönderip Balta’da olup bitenler hakkında yazılı cevap vermesi emredilmiştir [25, s. 130].
Maksud Giray Han, 25 Temmuz 1768 tarihinde, Baron de Tott ile sohbetinde Rusların Balta’ya saldıran haydamak kossaklarını zincire vurduklarından bahsetmekteydi. Han’a ulaşan haberlerin üzerinden çok geçmeden Rus generallerinden biri 30 Temmuz’da kendisine bir mektup göndererek kossakları hapsettiklerini bildirmiştir. General mektubunda, haydutların ölüm korkusuyla kaçıp Kırım tarafına sığınmaları halinde geri teslim edilmelerini veya Kırım Hanı tarafından cezalandırılmalarını istemiştir [23, s. 78, 95].
Panin, Obreskov’a gönderdiği 4 Ağustos 1768 tarihli mektubunda, Balta olayları sebebiyle tedirgin ve kızgın olan Babıâli’yi yatıştırmak için izlemesi gereken yöntemi bildirmekteydi. Buna göre, Balta’daki katliamın Zaporojya kossaklarına bağlı bir hırsız çetesi tarafından gerçekleştirildiği, böyle hırsız çetelerin her ülkenin tebası içerisinde olabileceğini, dolayısıyla Rus ordusunun katliamda hiçbir payı olmadığı Obreskov tarafından Babıâli’ye bildirilecektir. Panin, olaylardan hemen sonra Lehistan’da bulunan Rus komutanlara, derhal seçkin birlikler göndererek haydutları bulup yok etmeleri için emirler verildiği, hatta General Rumyantsev’in gönderdiği birliklerin, söz konusu haydutlardan 137’sini yakalayıp zincire vurarak Kiev’e gönderdiklerini ifade etmiştir. Yanı sıra Kiev Genel Valisi Voeikov vasıtasıyla hudut serasker-sultanına Türk hudutları içinde gerekli tedbirlerin alınması hususunda bilgi verileceğini aktarmaktaydı. Panin, Obreskov’a bahsettiklerinin Babıâli’ye soğukkanlılıkla açıklanmasını, bu vesile ile barışın korunmasını emretmekteydi [25, s. 128].
Panin’in, Obreskov’a ilettiği bir diğer emirde, Babıali’ye ulaşan katliam ve yağma haberlerinin, Ruslar tarafından iyi tanınan, Balta ve Tombasar voyvodası olan Yakub Ağa tarafından bildirildiğinin belirtilmesini özellikle istemekteydi. Haydutlar Yakup Ağa ile yapılan görüşmelerde Lehlilerin kendilerine teslim edilmesini talep etmelerine rağmen olumlu bir cevap alamamışlar ve zikrolunan saldırıyı gerçekleştirmişlerdir. Rus raporlarına göre; Yakub Ağa, Kırım’da bulunan Fransız konsolosu ve Lehistanlı işbirlikçiler tarafından rüşvetle satın alınmış olup gönderdiği haberler abartılıdır. Çünkü çevredeki tüm haydut çetesinin sayısı yüz kişiyi geçmiyordu ve topları alabilecekleri hiçbir yer yoktur. Oysa haberde yüz kişiden oluşan haydutların 1800 kişiyi yok ettiği bildiriliyordu. Yakub Ağa’nın anlattığına göre, haydutlar, Türk toprakları içinde, Bender kalesinin yakınında hiç takip edilmeden, şiddet eylemlerini gerçekleştiriyorlardı. Obreskov’dan bunların tümünün doğru olma ihtimalinin ne kadar düşük olduğunu Babıâli’nin huzurunda değerlendirerek, gerekli açıklamaları yapması istenmiştir [25, s. 130].
Rus Dışişleri Bakanı Panin, Veziriâzam Muhsinzâde Mehmed Paşa’ya 4 Ağustos 1768 tarihli bir mektup göndermiştir. Mektubunda Lehistan Ukrayna’sında yaşanan bu affedilmez küstahlığa bir grup haydutun da katıldığını büyük bir üzüntüyle bildirmekteydi. Panin’in aktardıklarına göre Lehistan sınır bölgesindeki çeşitli kossaklar ve köylüler toprak ağalarına karşı isyan etmişlerdir. İsyancılar, Bar Konfederasyonu’nun işlediği suçların intikamını almak için Konfederasyon yöneticilerinin birkaçını öldürdükten sonra üç veya dört kasabayı daha yağmalamışlardır. Bu süreçte hırsızlığa alışkın olan Zaporojye kossaklarından bazılarını kendilerine suç ortağı edip, soygun için gruplar halinde belirtilen topraklarda dolaşmaya başlamışlardır. Karşılarına çıkan köylülere, tüm isyancıları, Katolikleri ve Yahudileri yok etmek üzere Zaporojye Sich’ten gönderildiklerini söylemişlerdir. Panin’e göre, kossakların kaçanların peşinde Balta yerleşimine ulaşmaya ve buraya saldırmaya cesaret etmelerinin tek nedeni, burada kendilerine yeni bir soygun fırsatı görmüş olmalarıdır [25, s. 132].
Panin’in Veziriâzam’a aktardıklarına göre, Çariçe II. Katerina, Osmanlı Devleti ile Rusya İmparatorluğu arasındaki barışa binaen, Babıâli’nin suçsuz sınır tebaasına güvence sunmak için komutanlarına emirler vermiştir. Çariçe’nin emriyle haydut çeteler birer birer yakalanıp, zincire vurulmuş, yargılanmak ve en ağır şekilde cezalandırılmak üzere Ukrayna’da Lehistan-Litvanya Birliği tarafından kurulan yeni alaya teslim edilmişlerdir. Panin, mektubunda Babıâli’de ve Kırım’da Osmanlılar ile Rusların arasını açmakla görevli yabancılardan da bahsetmekteydi. Panin bu kişileri, çoğu zaman bir sineği file dönüştürmekten utanmayıp Osmanlı Devleti ile Rusya İmparatorluğu arasında bir çatışma arayan kötü niyetli kimseler olarak tanımlamaktaydı. Zikrolunan yabancıların çabalarına rağmen, Osmanlı Devleti’ne hoşnutsuzluk verebilecek her şeyden tüm içtenlikleriyle kaçınmaya hazır olduklarını ifade etmekteydi. Buna göre, Babıâli önceki anlaşmalara bağlı kaldığı sürece İmparatoriçe II. Katerina’nın tüm niyetleri temiz olacak, ebediyen karşılıklı dostluğa sadık kalacaktır. Panin, mektubunun devamında her iki imparatorluğun da yeni toprak edinmeye ihtiyacı olmadığını, aksine aralarındaki barış ve sükûneti sürdürmeleri ve yabancılara karşı ülkelerinin güvenlik ve refahını sağlamaları gerektiğini vurgulamıştır [25, s. 133–134]. Osmanlı Devleti, yıllardır Rus birliklerinin Lehistan’dan çekilmesini talep etmesine rağmen, Panin söz konusu mektubunda dahi küçük bir askeri birliğin Podolya’da bırakılacağını, ancak bu birliğe Osmanlı sınırlarına yaklaşmamasına dair emirler verileceğini bildirmiştir [25, s. 134].
Kırım devlet ricali, Rusların Balta olaylarına karışanları cezalandıracaklarına ihtimal vermemekteydi [23, s. 79]. Buna rağmen Rus kayıtlarında -güvenilecek olunursa- bazı cezalandırmaların gerçekleştirildiği ifade edilmektedir. Ancak Rus makamlarının özür mahiyetindeki faaliyetleri, Osmanlı Devleti tarafında kabul görmemiştir. Nitekim Bar Konfederasyonu’nun en güçlü olduğu Krakow şehrinin uzun bir kuşatmanın ardından Ağustos 1768’de Ruslar tarafından ele geçirilmesi Konfederasyon’a ağır bir darbe vurmuş, Osmanlı Devleti cephesinde ise bardağı taşıran son damla olmuştur [8, s. 19]. Rusların sözlerinde durmayıp askerî faaliyetlerine devam etmeleri Osmanlı Devleti’ni savaş ilanına bir adım daha yaklaştırmıştır. 8 Ekim 1768 tarihinde Osmanlı devlet ricali tüm organları ile bir araya gelerek savaş kararı almıştır [32, s. 370]. Babıâli, savaş ilanını ve gerekçelerini18 diğer devletlere bildirmek üzere bir beyanname yayınlamıştır19. Beyannâme metninde, savaşın en önemli sebebinin Balta olayları olduğunu şu ifadelerle belirtmekteydi;
“Rusyalu’nun mümkin-i zamîri olan sû‘-i kasdı icrâ için top ve cebehâne ile hudûd-ı Devlet-i Aliyye’ye asker idhâl ve Balta'yı ve Fraşkova nâm karyeyi tahrîb ve birkaç bin ehl-i İslâmı şehîd ve bu vechile nakz-ı ahd ârını irtikâb eylediği zâhir ve âşikâr olduğuna bina‘en verilen fetvâ-yı şerîfe mûcibince üzerine sefer-i hümâyûn muhakkak olduğu” [7, s. 72].
1768–1774 Türk-Rus Harbi, hem Osmanlı Devleti ve Kırım Hanlığı hem de Lehistan açısından felaketle sonuçlanmıştır. Bar Konfederasyonu birliklerinin başkomutanı Potocki, zikrolunan savaşta askerleriyle birlikte Osmanlı ordusu içerisinde savaşmış ancak yararlılık sağlayamamıştır [2, s. 53–54]. Savaşın nihayetinde, Osmanlı Devleti kuzeydeki kalesi olan Kırım Hanlığı’nı kaybetmiş, Ruslar Karadeniz’e ortak olmuş [19, s. 374–377], Lehistan ise Avusturya, Rusya ve Prusya arasında üç parçaya bölünmüştür [17, s. 173].
Sonuç
1768–1774 Türk-Rus harbi, sonuçları itibariyle XVIII. yüzyılda meydana gelen savaşlar arasında öne çıkmaktadır. Yaklaşık otuz yıllık barış dönemini savaş ile neticelendiren Türk-Rus çatışmasının temeli, 1763 yılında Lehistan kralı III. August’un ölümüne kadar dayanmaktaydı. Lehistan tahtının ırsî olmayıp, kralların seçimle başa geliyor olması, komşu devletlerin de kral seçimine ilgi duymasına ve müdahale etmesine neden olmuştur.
Fransa ve Avusturya gibi Katolik devletlerin çabalarına rağmen, 1764 yılında Rus İmparatoriçesi II. Katerina’nın desteklediği Ortodoks aday Stanislaw Poniatowski kral olarak seçilmiştir. Ancak Lehistan’da Katolik mezhebi hâkim durumdadır. Yeni seçilen Ortodoks kralın, Rusların desteğiyle Katolik-Ortodoks haklarını eşitleyecek düzenlemeleri meclise sunması, ülkedeki Katoliklerin muhalefetine sebep olmuştur. Lehistan’daki Ortodoks-Katolik gerginliğini bahane eden Ruslar, Ortodoks halkı koruma gayesiyle bölgeye ordularını göndermiştir. Osmanlı Devleti'nin dikkatini çeken bu sevkiyat, savaşın ilanına kadar çözülemeyen mesele olarak sürekli gündemde kalmıştır.
Lehistan'daki Rus ordusunun 1764–1767 yılları arasındaki Ortodoksları koruyucu faaliyetleri, Katolik muhalefeti silahlanmaya sevk etmiştir. 1767 yılına kadar iç çatışmaya dönüşen süreç Katolik muhalefetin 1768 yılında Bar şehrinde kurduğu Bar Konfederasyonu ile Ruslara karşı silahlı direniş hüviyeti kazanmıştır. Rusların Bar şehrini basıp Konfederasyon birliklerini dağıtması, Rus ordularının zulmünden kaçan Lehlilerin Kırım Hanlığı’nın sınırına dayanmasına neden olmuştur. Sınırda bulunan Uman kalesine sığınan Lehliler, burada Rus birlikleri ve onların desteklediği Zaporojya kossaklarından olan haydamak çeteleri tarafından katliama tabi tutulmuşlardır. Kaleden kurtulabilenler Kırım Hanı’na ait Balta kasabasına iltica etseler de peşlerine düşen Rus ve kossak birlikleri Balta kasabasına gelip buraya sığınanları almak istemiştir. Kasabanın yöneticisi olan Yakup Ağa’dan red cevabı alan haydutlar yağma ve katliama başvurmuşlardır.
Osmanlı Devleti tarafından, 1768–1774 Türk-Rus harbinin en önemli nedeni olarak görülen Balta olayları hakkında Kırım cephesinden bilgi veren herhangi bir yerel kaynak ne yazık ki bulunmamaktadır. Osmanlı kroniklerine bakıldığında ise, bazı kroniklerde olayların Kırım’daki Fransız temsilcilerin ve sabık hanlardan Kırım Giray’ın oyunu olarak kaydedildiği, bazılarında ise önemsiz bir konu addedilerek bir iki cümle ile geçiştirildiği görülmüştür.
Balta hadiselerini Kırım’ın yönetim merkezinden takip eden Pierre Ruffin, haberlerin Kırım’a ulaştığı andan itibaren yaşanan gelişmeleri günlüğüne kaydetmiştir. Olayları ilk ağızdan anlatan mektupları gören, okuyan ve yaşananları Kırım müftüsünden bir kez daha dinleyen Ruffin’in gözlemleri, Balta hadiselerinin aydınlatılması açısından son derece önemlidir.
Osmanlı Devleti’nin yıllardır Lehistan’dan çıkarılmasını talep ettiği Rus askerî birlikleri, Kırım Hanlığı’nın sınırlarına yakın bölgelerde faaliyet yürütmekteydi. Dolayısıyla sınırlarda bir çatışmanın yaşanması beklenen bir durumdu. Nitekim zikrolunan Rus birlikleri bölgenin istikrarsızlığından faydalanan yağmacı kossak birliklerini de yanlarına alıp Lehistan’dan kaçan ve Kırım Hanlığı sınırlarına iltica eden Lehlilerin peşlerine düşmüşlerdir. Sınır bölgesinde bulunan Uman şehrini basan birlikler buraya sığınan Lehlileri katletmiş, kaçabilenleri ise Balta kasabasına kadar takip etmişlerdir. Lehlilerin peşinde olan Rus generali, Balta kasabasının yöneticisine bir adam gönderip kaçakları teslim etmesini istemiş, zikrolunan isteğin reddedilmesi ile harekete geçen Rus birlikleri kasabayı basarak yakıp yıkmış ve birçok insanı katletmişlerdir. Rus generallerinin hadiselerdeki rolleri, dönemin kroniklerinde ve görgü şahitlerinin eserlerindeki bilgiler ile sabittir. Ancak Rus makamları, yaptıkları açıklamalarda ısrarla Rus ordusunun olaylara dahil olmadığını vurgulayıp tüm suçu haydut çetelerinin üzerine yıkmışlardır. Rusya cephesi ayrıca, yabancı güçlerin olayları abarttıklarını iddia ederek Kırım konsolosu olan Baron de Tott’u işaret etmişlerdir. Fransızların temsilcilerin Balta Voyvodası Yakup Ağa ve Bar Konfederasyonu yöneticileri ile yakın temasta oldukları aşikardır ancak kaynaklardaki yaygın görüş zikrolunan temsilcilerin olayların planlayıcıları olduğu yönündeydi. Aynı bakış açısı bazı Osmanlı kroniklerine de yansımış ancak zikrolunan kronikler, Balta hadiselerini Kırım Hanlığı içerisindeki taht mücadelelerinin bir parçası olarak ele almışlardır. Söz konusu bilgilerden Fransa Devleti’nin, temsilcileri aracılığıyla Kırım siyasetini dizayn etmeye çalıştığı sonucu çıkmaktadır. Nihai hedefte, bir Türk-Rus çatışması isteyen Fransa Devleti’nin amacına ulaştığı görülmektedir.
1764 yılından beri Lehistan’a asker sevk eden Rusya’nın yıllarca süren uyarı ve ikazlara rağmen Babıâli’yi oyalamaya devam etmesi, üstelik zikrolunan birlikler tarafından kanlı bir saldırı gerçekleştirilmesi, bardağı taşıran son damla olmuştur. Nitekim Balta hadiselerinin ve dolayısıyla Türk-Rus harbinin ortaya çıkmasında yabancı diplomatların kışkırtmalarından ziyâde Rus yayılmacılığının daha etkin rol oynadığı aşikârdır.
Balta hadiselerinin ortaya çıkardığı 1768–1774 Osmanlı-Rus Savaşı, Türk- Rus ilişkilerinde dönüm noktası olmuştur. Zikrolunan savaşın neticesinde yeni bir dönem başlamış, Osmanlı Devleti’nin kuzey hududunu oluşturan Kırım Hanlığı bağımsız hale gelmiş ve Ruslar Karadeniz’e ortak olmuşlardır. Yeni düzenin yol açtığı çatışmalar ve Doksan Üç Harbi’ne (1877–1878) kadar aralıklarla süren Osmanlı-Rus savaşları beraberinde sürgünleri de getirmiş, Kırım halkı yurtlarından edilmiştir. Dolayısıyla büyük resme bakıldığında Balta hadiselerinin Kırım tarihindeki önemi, asırlarca sürecek savaş ve sürgün silsilesinin ilk adımlarını oluşturdukları açıkça görülmektedir.
Resim 1. Harita: 1768 Balta Hadiseleri Sırasında Doğu Avrupa’daki Siyasî Durum20
Fig. 1. Map: The Political Situation in Eastern Europe During the Balta Incidents of 1768
Resim 2. Pierre Ruffin’in Günlüğü’nden Balta Hadisesi’ne dair kayıtlar [23, s. 20, 27, 41, 42]
Fig. 2. Entries on the Balta Incident from Pierre Ruffin’s Diary [23, pp. 20, 27, 41, 42]
Resim 3. Rusların Lehistan'ı elde edip Leh kuvvetlerini kullanarak Osmanlı topraklarını işgal ettiklerine ve bu hareketlerinin
Karlofça Muahedesi'nin bozulması demek olduğundan Lehlilere karşı harp ilan edildiğine dair 8 Ekim 1768 tarihli beyannâme21
Fig. 3. Proclamation dated 8 October 1768 declaring war on the Poles, stating that the Russians had seized Poland and,
using Polish forces, invaded Ottoman territory, which constituted a breach of the Treaty of Karlowitz
1 Baron de Tott ve tercümanı Pierre Ruffin, aylarca Bahçesaray’da, Kırım hanlarının yanında bulunan, Fransa Devleti’nin iki önemli diplomatıydı. Baron de Tott, doğrudan dönemin Fransa’sında Savaş ve Dışişleri Bakanlığı görevi yürüten Duc de Choiseul tarafından, Pierre Ruffin ise Fransa’nın İstanbul Büyükelçisi Kont de Vergennes tarafından görevlendirilmiştir. Fransa Devleti, hem Karadeniz ve Rus pazarına açılıp buradaki ticarete ortak olmak hem de Avrupa’ya doğru genişleyen Rusya’yı dizginlemek istemekteydi. Dolayısıyla Fransa Devleti’nin, Kırım Hanlığı nezdindeki temsilciliğinde yaptığı bu güçlü değişiklik, Fransa Dışişleri Bakanlığı tarafından izlenen yeni politikanın en önemli adımlarından biri olmuştur. Kırım’a asker kökenli bir büyükelçinin atanmasıyla, çatışmaların savaşa evrileceğinin ipuçları verilmiştir [4, s. 19–21].
2 Liberum veto, Lehistan meclisinde alınan kararların Leh asilzâdelerinden oluşan Sejm (meclis) üyeleri tarafından reddedilmesi durumudur. Zirâ Lehistan’da Sejm üyelerinin ellerinden alınan veto hakkı, mecliste bulunan muhalefete önemli bir darbe vurmuştur [30, s. 1002].
3 Uman Valisi Pavel Mladanoviç'in kızı Veronika Krebs, şehirde gerçekleşen olaylara bizzat şahit olmuştur ve yaşadıklarını anılarında detaylıca anlatmaktadır [15, s. 5].
4 Haydamak terimi XVIII. yüzyılda ortaya çıkmıştır. Terim ilk defa Rus çarı I. Petro’nun yürürlüğe koyduğu reformlara karşı çıkan tarikat mensuplarının idam ve sürgünlerle cezalandırmasında kullanılmıştır. Tarikat mensuplarının tabi tutulduğu sürgünlere "haydamak" adı verilmiştir [9, s. 206–207]. Osmanlı terminolojisinde ise “haydamak”, eşkiyalık ve haydutluk yapan kossakları tanımlayan bir terim olarak kullanılmıştır [12, s. 780; 1, s.121].
5 Kossaklar, gerek XIV. ve XV. yüzyıllarda gerçekleşen Timur-Altınordu ve Altınordu-Litvanya gerekse Kırım-Litvanya mücadelelerinin Özü boyunda ortaya çıkardığı siyasi boşluktan yararlanarak Ukrayna’nın güney kısımlarında teşkilatlanmışlardır. Kossakların, Özü Nehri boyunca yerleşip yaşadığı coğrafya, şelaleler ötesi anlamına gelen Zaporojye adıyla anılmıştır. Osmanlı terminolojisinde Zaporojye kossaklarına Potkalı kossakları denmektedir [22, s. 209–211, 222]. Kossaklar, Rus ve Leh birlikleri tarafından organize edilerek sınır muhafızları olarak kullanılmış, daha sonra güneye doğru akınlar yapacak güce ulaşmışlardır [16, s. 30–31]. Ayrıca Rus Çarlığı, Türkistan coğrafyasına doğru genişlediği dönemde, işgal planlarını kossaklar gibi yağmacı çeteler ile iş birliği içerisinde yürütmüş, savaşlarda bu çeteleri çoğunlukla öncü ve yıpratıcı birlikler olarak Rus ordusunun önünde kullanmıştır [18, s. 278].
6 Balta, Bug (Aksu), Dnestr (Turla) ve Prut nehirlerinin kavşağında bulunan önemli bir pazar kasabasıdır. Nogayların atları ve sığırlarını burada sattıkları, Türk, Tatar, Rum, Ermeni ve Yahudi tüccarların düzenli bir şekilde burada ticaret yaptıkları bilinmektedir. Buradan doğuya gitmek isteyen tüccarlar Bucak üzerinden Kırım'a, kuzeybatıya gitmek isteyenler ise Kşinev, Yaş ve Hotin şehirlerine kolayca ulaşabilmiştir [10, s.12; 5, s. 92]. Pierre Ruffin, Balta adında iki şehrin bulunduğunu, birinin Lehistan’a, diğerinin ise Kırım Hanı’na ait olduğunu belirtmektedir. Kırım tarafındaki Balta şehrinde Tombasar’ın ve tüm Kırım sınırlarının voyvodası olan Yakup Ağa oturmaktadır. Adları aynı olan bu iki şehri Bahçesaray’daki Çürük Su’ya benzer bir nehir (Turla Nehri) ayırmaktadır [23, s. 23].
7 Lipka tabiri ile adlandırılan Lehistan Tatarlarına mensup olan Yakup Ağa, “Lipka Yakup” adıyla tanınan bir Kırım devlet adamıdır. Kırım Giray Han’ın ilk hanlığı döneminde (1758–1764) Balta ve Tombasar Voyvodalığı görevine getirilmiş, Kırım Giray Han’ın azlinden sonra da görevine devam etmiştir [12, s. 289]. Bahçesaray’da bulunduğu dönemde Rus istihbaratı için bilgi topladığı ve karşılığında Ruslardan para aldığı bilinen Yakup Ağa, söz konusu faaliyetlerine voyvodalık döneminde de devam etmiştir. Özi şehrinin yöneticileri, Yakup Ağa’nın casus olduğu gerekçesiyle görevden alınmasını istemişlerdir [26, s.124]. Ayrıca Boğdan kapıkethüdası, halka karşı uygunsuz hareket sergileyen Çerkes asıllı bir Ermeni olan Tombasar voyvodasının (Zikrolunan dönemde Tombasar ve Balta voyvodasının Yakup Ağa olduğu bilinmektedir. Aşağıda belirtileceği üzere Yakup Ağa’nın Maksud Giray Han döneminde hapiste bulunduğu da göz önüne alınarak, arşiv belgesinde ismi geçmeyen voyvodanın Yakup Ağa olduğu tarafımızdan değerlendirilmektedir.) görevden uzaklaştırılması için Babıâli’ye bir takrir göndermiştir [BOA, TSMA.e. 791/6, 29 Receb 1178 / 22 Ocak 1765]. Görevi boyunca Rus makamlarıyla sıkı ilişkiler kuran Yakup Ağa, Kırım Hanlığı ile Rusya arasında arabuluculuk rolü üstlenmiştir. Ayrıca Yakup Ağa, sınır bölgesindeki Krivo Ozero adlı köyün kaymakamlığına kardeşini tayin etmiş, böylelikle Osmanlı sınırını tamamen kendi kontrolü altına almıştır [26, s. 131]. Maksud Giray Han’ın Kırım tahtına geçmesinin ardından hapsedilen Yakup Ağa, Fransız temsilcilerin girişimleriyle serbest bırakılmış ve görevine iade edilmiştir. Baron de Tott, Fransa Dışişleri Bakanı’na gönderdiği 22 Aralık 1767 tarihli mektubunda, Fransız ticarî faaliyetleri için Balta ve Tombasar kasabalarının elverişli olduğunu, buraların gümrük reisi olan Yakup Ağa’nın o tarihlerde Bahçesaray’da tutuklu bulunduğunu, eğer Ağa’nın işleri halledilir ise Fransa Devleti yararına hizmet edeceğinden emin olduğunu bildirmekteydi. Nitekim Tott, yine Fransa Dışişleri Bakanı’na gönderdiği 17 Ocak 1768 tarihli mektubunda Yakup Ağa’nın serbest bırakılıp görevine iade edildiğini aktarmaktadır [31, s. 81, 87]. Smirnov, Balta’da gerçekleşen olayların Baron de Tott ile Yakup Ağa tarafından uydurulduğunu yazmaktadır. Smirnov’a göre Tott, Balta Gümrüğü Reisi olan Yakup Ağa’yı satın alarak Babıâli’ye sahte bir rapor göndermesini sağlamıştır. [28, s. 530–531]. Baron de Tott, tahta yeni atanan Kırım Giray Han ile görüşmek üzere Bender’e ulaştığında Han’ın Yakup Ağa’yı temsilcisi ilan ettiğini öğrendiğini ve çok sevindiğini bildirmektedir [31, s. 179]. Haziran 1769’da Osmanlı Devleti’ne sığınan Bar Konfederasyonu birliklerinin başkomutanı Potoski ve maiyetine mihmandarlık yapmakla görevlendirilmiştir. Yakup Ağa’nın mihmandarlık görevine ilişkin belge için bkz: [BOA, C.HR. 45/2232, 20 Safer 1183 / 25 Haziran 1769]. Yakup Ağa, 1774’ten sonra Rusların Kırım’daki propagandalarının başını çekmiş, Şirin ve Mansur aşiretlerinin Kırım Hanı Devlet Giray’dan yüz çevirmelerini sağlamıştır. Kırım’ın ilhakından sonra kurulan Rus idaresinde görev alan Yakup Ağa, kaymakamları ve kadıları atayacak kadar önemli bir mevkide bulunmuştur [19, s.242–243, 351; 4, s. 148].
8 Davies, Uman’da katledilen insan sayısının iki bin ile yirmi bin arasında olduğunun tahmin edildiğini yazmaktadır [10, s. 11]. Ancak bu sayının gerçekliği tartışmalıdır.
9 Asker azığı, yiyecek.
10 “‘adem-i kabûlde ısrâr ve bundan ma‘ada Leh cûmhûrundan ba‘zıları ‘ırz u cânını tahlîs zımnında, Devlet-i ‘aliyye hudûduna firâr eylediklerinde, ta‘kīb ederek hudûd-i İslâmiyye’ye gelmeleriyle, hudûdda olan re‘âyâ ve muhâfazaya me‘mûr asker mütevahhiş olup, ol vechile ihtilâl-i memlekete bâ‘is ve ‘ale’l-husûs şehâmetlü celâdetlü Hân-ı ‘âlişân hazretlerinin hâss-ı mahsûslarından olan Balta nâm mahalle cebe-hâne vü top u tüfeng ve sâyir edevât-ı harb ü ceng ile gelüp, ehl-i İslâm üzerlerine hücûm ve muharebe vü mukātele edüp, ehl i İslâm’dan niçe kimesneleri şehid ve mahall-i merkûmu ihrâk u tahrîb edüp, bunlara mümâsil niçe niçe hılâf-ı şurût-i ‘ahid-nâme-i hümâyün nakz-ı ‘ahdi mûcib harekâta tesaddi eyledikleri…”.
11 “Bu sebebden katana ve saltatlarından vâfir askeri hudûdu tecâvüz ve Balta ve Tombasar derûnuna duhůl ve mevcûd bulunan Ehl-i İslâma re‘âyâ makāmında mu‘âmele ve ednâ behâne ile bir iki Müslimânı mecrûh ve bir kaç neferini katl ü i‘dâm eylediklerini mevcûd olan sâ‘ir yamâkānın ma‘lůmu oldukda mukābeleye mübâderet ve zâbitân i‘ânetiyle bir takrib tefrik eylediklerini Bucak cânibi seraskeri ve Bender muhâfızı ve sâ‘ir ol havâlide olanlar hengâme-i mezbûru tahrir ve birbirlerini müte‘âkib ulaklar vesâtatıyle ba‘is ũ tesyir eylediklerinde hâl alâ-hâzihi’1-minvâl üzre olduğu ma‘lûm oldu”.
12 “Serhaddât-ı mansûre-i pâdişâhîden Bender kal‘ası ile Hotin kal‘ası miyânında Balta nâm mahallde tevâ’if-i askeriye-i yeniçeriyândan çend nefer meyhânede kendü âlemlerinde cünbüş ider iken Moskovlunun fi’l-hakīka ilkā ve âmâde eylediği soltat askerinden birkaç nefer varup yeniçerilere itâle-i kelâm-ı nâ-sezâ eylediklerine müselmânların irâde-i ihtiyârları meslûb ve her ne kadar pend ü nush ve def‘-i kayd ile mukayyed oldılar ise dahi kâr-ı ker olmayup âkıbetü’l-emr Moskovlu askeri, ehl-i İslâm üzerine alet-i harb kaldırup hücûm eyledikde zarûrî müdâfa‘a itmek irâdesinde Moskovlu ve Müselmânlardan çend nefer birbirini i‘dâm ve mecrûh eylediğinin haber-i vahşet eseri ile Gürcistan tarafının muhâfazası ve Moskovlunun Gürcistan’a olan tasallutu indifâ‘ı içün ta‘yin olunan vüzerâ ve maʻiyyetinde olan tevâ’if-i askerî şerâre-i nâr-ı fesâdı itfâsıyla indifâ‘ı matlûb iken madde olup mu‘âlecesi düşvâr ve hengâme-i zarûriyyeye bir mukaddime kesb eyledi”.
13 Baron de Tott, Kırım’daki konsolosluk görevi için yola çıktığı Temmuz 1767’den itibaren yaşadığı her olayı, ayrıntılı bir şekilde Fransa Dışişleri Bakanı’na yazmaktadır. En gizli, en mahrem olayları bile yazmaktan çekinmeyen Tott, Balta hadiselerinin yaşandığı sırada bölgeye gitmiş olsaydı, söz konusu seyahatini mektuplarına yansıtmamış olmasına imkân yoktur. İncelediğimiz kaynaklar Baron de Tott’un en gizli mektupları olmakla birlikte zikrolunan mektupların çoğu şifreli yazılmıştır [31, s. 14].
14 “iş-bu seksen iki sâlinde, nihâyet-i ser-hadd olan Balta nâm mahalde, Kırım Giray zamân-ı hâniyetinde Lipka Ya’kub nâm müfsidi Voyvoda nasb etmiş-idi. Kırım Giray ba’de’l-azl, hanlığımın tekerrürüne Moskov seferinin açılması iktizâ eder ki, kizbe haml olunan kelâmım tasdîk oluna deyü mülâhaza ve sefer zuhûruna bâ’is fitne peydâ edesün deyü Ya’kub’a mahfî mekâtib îsâl ettiğinden, Ya’kub müteheyyi-i vakt-i fırsat-ı tahrîk-i kavga olup, vesîle-i cüst u cû ederek, Balta’da mevcûd yahudilerin malına ta’arruza Moskovlu’yı tahrîs ve İstanbul’da tevellüd etmiş ve terbiye olmuş bir takrîb Fıransız’a teba’iyyetle Fırançe padişahı' tarafından, Kırım Giray vaktinde Kırım’da konsolosluk etmiş, Beyzâde demekle şehîr Totte nâm fitne-cû kâfir, Fırançe’ye ve Kırım Giray’a hizmet etmek dâ’iyesile Balta’ya varmış-imiş; ol-dahi sûret-i sadâkatdan sîzler var-iken, Moskovlu yahudilere ta’arruz ne-demek diyerek, Yamakları gayrete getirüp, Moskovlu ile muhâvere, ba’dehu muhâvereleri muhârebeye ve mukâteleye bâ’is olup, maldar yahudilerin emvâlini tarafeyn yağma ve sen çok aldın, ben az aldım deyü nizâ’ ve her biri âhirin yedinde olanı almak içün cidâl ü kıtal ve ceng ü harb ü darb ve müdâfa’aları sudûrunda…”.
15 Kışla terimi, Bucak bölgesini ifade etmektedir. Pierre Ruffin, günlüğünde mümkün oldukça Kırım sarayında kullanılan terminolojiyi kullanmaktadır. Eser incelendiğinde Pierre Ruffin’in “Bucak” terimini hiç kullanmadığı, bunun yerine bölgeyi ifade etmek için “Kışla” terimi kullandığı görülmektedir [23, s. 26].
16 Baron de Tott, Fransa Dışişleri Bakanı’na yazdığı 6 Temmuz 1768 tarihli mektubunda, önceki günün sabahında (5 Temmuz sabahı) Kışla’dan bir ulak geldiğini, ulağın Maksud Giray Han’ın oğlu olan Kışla seraskeri tarafından gönderilen mektupları getirdiğini ifade etmektedir [31, s. 144–145]. Ancak Pierre Ruffin, 8 Temmuz 1768 gününün akşamında Müftü Efendi’nin konağına çağrıldığını, mektupların içeriğini öğrenerek Tott’a aktardığını belirtmektedir. Dolayısıyla Fransız arşivlerinden alınıp Ferench Toth tarafından yayınlanan mektupların tarihi ile Ruffin’in günlüğünde belirttiği tarih farklılık göstermektedir. Ruffin’in olayları günü gününe yazdığı, “Bu fakir dahi destur alub konağa ‘avdet eyledim de Konsol Beğ’e müfti efendinin nakl ittiği mâcerâyı bir bir söyledim. Ol dahi cümlesini yazub devletine bildirmek üzre beni baş çukadara gönderüb bir güzel tonbak sâ‘ati hediye virüb İstanbul’daki ilçimiz ile cereyân iden mükâtebemize müsâ‘adesini ricâ‘ eyle deyü…” sözleriyle sabit olup, hata payının düşük olacağı değerlendirilmektedir. Ayrıca Ruffin, Tott’un yazdığı mektubun Bahçesaray’dan yola çıktığı 9 Temmuz tarihini de bildirmektedir ki İstanbul’a gidecek olan çukadar Sait, Maksud Giray Han’ın Balta’da yaşananları Babıâli’ye yazdığı mektubu da götürecektir [23, s. 18, 28]. Zikrolunan çukadar, 25 Temmuz’da Bahçesaray’a geri dönmüş, aynı zamanda İstanbul’daki Fransız Büyükelçi’den Baron de Tott’a birkaç mektup getirmiştir [23, s. 76].
17 Kasabanın hetmanı olan Yakup Ağa’nın saldırılar esnasında öldüğü sanılmaktaydı ancak ilerleyen günlerde gelen haberlerde hetmanın ölmediği anlaşılmıştır [23, s. 48].
18 Osmanlı Devleti, Balta hadiselerini savaşın en önemli nedenleri arasında görmüş, uluslararası yazışmalarda zikrolunan hadiseleri öne sürmüştür [BOA, C.HR. 123/6147, 25 Şaban 1184 / 14 Aralık 1770].
19 [BOA, TSMA.e. 0516, 26 Cemazeyilevvel 1182 / 8 Ekim 1768].
20 Söz konusu harita, Pierre Ruffin’in eserindeki verilere göre Dr. Öğr. Üyesi Mustafa Altunbay tarafından tasarlanıp çizilmiştir. Katkıları için değerli Hocam’a teşekkürlerimi sunarım.
21 BOA, TSMA.e. 791/6, 29 Receb 1178 / 22 Ocak 1765.
About the authors
Onur Birinci
Karadeniz Technical University
Author for correspondence.
Email: birincionur61@gmail.com
ORCID iD: 0000-0002-4906-5441
Ph.D. Student, Faculty of History, Institute of Social Sciences
Turkey, 61080, Ortahisar, TrabzonDerya Derin Paşaoğlu
Karadeniz Technical University
Email: derinderya@ktu.edu.tr
ORCID iD: 0000-0002-4046-6070
Ph.D. (History), Associate Professor of the Department of History, Faculty of Letters
Turkey, 61080, Ortahisar, TrabzonReferences
- Afyoncu, Erhan, and Ahmet Önal. İbrahim Müteferrika’s Embassy to Poland and His Unknown Sefâretnâme. Osmanlı Araştırmaları = Journal of Ottoman Studies, vol. XLVIII. Istanbul, 2016. Рp. 105–142. (In Turkish)
- Ahmet Resmî Efendi. The History of the Ottoman-Russian War of 1768–1774. Ed. Osman Köksal. Ankara: Gazi Kitabevi, 2011. 183 p. (In Turkish)
- Augustniak, Urszula. Historian Polski 1572–1795. Warsaw: PWN SA Scientific Publishing House, 2008. 1006 p. (In Polish)
- Ayhün, Erşahin Ahmet. The Crimean Khanate and the Reasons for its Decline. Ankara: Ensar Neşriyat, 2014. 312 p. (In Turkish)
- Baron de Tott. Memoirs of Baron de Tott sur les Turcs et les Tartares. Vol. II. Amsterdam, 1784. 301 p. (In French)
- Birinci, Onur. The Period of Maksud Giray Khan (1767–1768) in the Light of Pierre Ruffin’s Crimean Diary. Unpublished Master’s Thesis. Trabzon: Karadeniz Technical University, Institute of Social Sciences, 2024. 120 p. (In Turkish)
- Bozkurt, Fatih, and Ahmet Aslantürk. “An Interesting Kadı Register: Records on the Ottoman-Russian War of 1768–1774”. History Studies, vol. 4, no. 1. Samsun, 2012. Рp. 47–88. (In Turkish)
- Caminer, Domenico. Geschichte des gegenwärtigen Kriegs zwischen Rußland, Polen und der Ottomannischen Pforte. Transl. Christoph Heinrich Korn and Johann Christoph Schmidlin. Theil 4. Frankfurt & Leipzig, 1771. 76 p. (In German)
- Cebeci, Ahmet. The Ancestry and Migration Routes of the Gagauz: The Uzes. Gazi University Journal of Gazi Educational Faculty, vol. 29. Ankara, 2009. Рp. 197–209. (In Turkish)
- Davies, Brian L. The Russo-Turkish War, 1768–1774: Catherine II and the Ottoman Empire. London: Bloomsbury Academic, 2016. 328 p. (In English)
- Demir, Uğur. A Turning Point in Ottoman-Russian Relations: The Occupation of the Cossack Hetmanate (1764) and a Report on Russia by a Cossack Nobleman. In Proceedings of the International Symposium on Turkish-Ukrainian Relations: Cossack Period (1500–1800). Istanbul, 2015. Рp. 777–804. (In Turkish)
- Demir, Uğur. Ottoman Diplomacy Before the 1768 War (1755–1768). Unpublished Doctoral Dissertation. Istanbul: Marmara University, Institute of Turkic Studies, 2012. 340 p. (In Turkish)
- Emiroğlu, Öztürk. Turkish, Arabic and Persian Words Transferred into Polish by Turks and Their Usage. BELLETEN Turkish Linguistic Studies Yearbook, 2005/I. Ankara, 2008. Рp. 69–92. (In Turkish)
- Fisher, Alan. The Crimean Tatars. Transl. Eşref Özbilen. Istanbul: Selenge Yayınları, 2009. 336 p. (In Turkish, orig. in English)
- Gallant, Il’ia Vladimirovich. Istoriia Umanskogo Massakra [The History of the Uman Massacre]. Kiev: Kievskaia Starina, 1895. 21 p. (In Russian)
- İnbaşı, Mehmet. The Ottomans in Ukraine. Istanbul: Yeditepe Yayınları, 2004. 368 p. (In Turkish)
- Kaplan, Herbert H. The First Partition of Poland. New York: Columbia University Press, 1962. 215 p. (In English)
- Karakulak, Mesut. Bandit and State: Yermak’s Expedition to Western Siberia. Çanakkale Studies: Turkish Annual, vol. 17, no. 27. Çanakkale, 2019, Рp. 273–296. (In Turkish)
- Köse, Osman. The Treaty of Küçük Kaynarca (1774). 2nd ed. Ankara: Türk Tarih Kurumu Yayınları, 2020. 402 p. (In Turkish)
- Mustafa Kesbî. İbretnümâ-yı Devlet. Ed. Ahmet Öğreten. Ankara: Türk Tarih Kurumu Yayınları, 2020. 654 p. (In Turkish)
- Osmanoğlu, Serkan. Mustafa Kesbî’s Chronicle of the 1768–1774 War. Unpublished Master’s Thesis. Istanbul: Marmara University, Institute of Turkic Studies, 2017. 80 p. (In Turkish)
- Öztürk, Yücel. From the Dnieper to the Danube: The Cossacks, vol. 1. Istanbul: Yeditepe Yayınları, 2004. 485 p. (In Turkish)
- Ruffin, Pierre. Diary of the French Consul in Crimea. Paris: Bibliothèque Nationale de France, Archives et Manuscrits de la Bibliothèque Universitaire des Langues et Civilisations, Manuscrits Turc, MS.TURC 189. Bahçesaray, 1768. 142 p. (In French)
- Sağlam, Nevzat. Ahmet Vasıf Efendi and his Mehâsinü’l-Âsâr ve Hakâ’iku’l-Ahbâr (1166–1188 / 1752–1774): Study and Text. Ankara: Türk Tarih Kurumu Yayınları, 2020. 691 p. (In Turkish)
- Collection of the Imperial Russian Historical Society. Vol. 87. St. Petersburg, 1893. 555 p. (In Russian)
- Sereda, Olexandr. The Ottoman-Ukrainian Steppe Frontier in the Light of 18th-Century Ottoman Documents. Odessa: Astroprint, 2015. 318 p. (In Ukrainian)
- Şem’dânî-zâde, Süleyman Efendi Fındıklılı. Târih-i Mür’i’t-Tevârih. Part II-A. Ed. Münir Aktepe. Istanbul: Istanbul University Faculty of Letters Publications, 1978. 184 p. (In Turkish)
- Smirnov, Vasily. The Crimean Khanate in the Ottoman Period. Transl. Ahsen Batur. Istanbul: Selenge Yayınları, 2016. 684 p. (In Turkish, orig. in Russian)
- Tansel, Selahattin. Ottoman-Polish Relations, 1764–1768. Journal of the Faculty of Languages and History-Geography, Ankara University. vol. 4, no. 1. Ankara, 1946, Рp. 69–84. (In Turkish)
- Topaktaş, Hacer. According to an Ottoman Report: The Administrative, Military, Economic and Legal Structure of Poland in the 18th Century. In Perspectives on Ottoman Studies: Papers from the 18th Symposium of the International Committee of Pre-Ottoman Studies (CIEPO) at the University of Zagreb, 2008. Vol. I-C. Berlin: 2010, Рp. 997–1009. (In Turkish)
- Toth, Ferenc. La Correspondance Consulaire de Crimée du Baron de Tott (1767–1770). Istanbul: Les Éditions Isis, 2014. 266 p. (In French)
- Uzunçarşılı, İsmail Hakkı. History of the Ottoman Empire. Vol. 4/1. 5th ed. Ankara: Türk Tarih Kurumu Yayınları, 2007. 681 p. (In Turkish)
Supplementary files




